GEÇ KALMADAN UYANMAK

GEÇ KALMADAN UYANMAK

“Uyanma vakti geldiyse

bir uyandıran olur elbet!

Kimine hızır, kimine uçan kuş, kimine biten ot…”

 

Taptuk Emre

 

Tarih: 02.02.2026

Zaman: 22:15

 

Geç Kalmadan Uyanmak

 

Bazı sabahlar erken uyanıyorum.

Ev sessiz. Şehir henüz kimseyi çağırmamış.

O anlarda kendime şunu soruyorum:

 

Ben gerçekten uyanık mıyım?

 

Yıllar geçiyor.

Koşturuyoruz.

Bir yerlere yetişiyoruz.

Ama bazen en çok kendimize geç kalıyoruz.

 

Belki de bu yüzden bu söz içime dokundu.

Uyanma vakti gelmeden hiçbir şey olmuyor.

Ama vakti geldiyse… küçücük bir işaret bile yeterli.

 

Bir kayıp.

Bir hastane koridoru.

Bir çocuğun “baba” diye sarılması.

Ya da bir gün, aynaya bakarken içimizdeki yorgunluğu fark etmemiz.

 

Kimine Hızır gelir.

Yetişir tam düşecekken.

Kimine bir kuş… göğe bakarken “daha neyi bekliyorsun?” der gibi.

Kimine bir ot… toprağı yarıp çıkan o inatçı yeşillik, “yaşa” diye fısıldar.

 

Ben bazen düşünüyorum:

Ya uyandıran çoktan geldi de ben mi duymadım?

 

Belki hayat defalarca kapımı çaldı.

Belki bazı acılar uyanış için gönderildi.

Belki bazı geceler boşuna ağlanmadı.

 

Geç kalmak korkusu var içimde.

Yanlış treni kaçırmak değil…

Doğru hayatı ıskalamak.

 

Çünkü asıl geç kalmak,

uyanmadan yaşamaktır.

 

Ve şuna inanıyorum artık:

Eğer içimde bir kıpırtı başladıysa,

eğer bazı sözler beni durduk yere sarsıyorsa,

demek ki vakit gelmiştir.

 

Uyanış gürültülü değildir.

Yavaş yavaş olur.

Bir karar kadar sade,

bir tövbe kadar sessiz,

bir sarılış kadar gerçek.

 

Belki de bugün…

Tam da bugün,

bir kuş senin için uçuyor.

 

Yeter ki başını kaldır.

“Ben artık uykuda yaşamayacağım.”


--Şahin Avcı ''Söz biter, Yankısı kalır.''

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ