BİR KULUN SESSİZ YAKARIŞI

BİR KULUN SESSİZ YAKARIŞI

Tarih:     03.10.2025
Zaman: Gece Yarısı

Bir Kulun Sessiz Yakarışı

Bazen insanın dili susar, kalbi konuşur. 
Hayatın ağırlığı omuzlara çöktüğünde, kalabalıklar içimizi doldurmadığında, gecenin sessizliğiyle baş başa kaldığımızda anlarız ki:
kul, Rabbine muhtaçtır.
Ve her ihtiyaç, bir duaya dönüşür.

İşte bu yazı, bir kulun samimi yakarışının satırlara dökülmüş hâlidir…

Her insan hayat karşısında dimdik durmak ister. Rüzgâr esse savrulmasın, söz söylense eğilmesin, kalbi kırılınca bile vakarını korusun…
Hâl böyle olunca fısıldar içimiz:

“Ya Rabb… Bize izzet ver.”

Çünkü izzeti insanlar değil, makamlar değil, servetler değil… 
Ancak O verir. 
Ve O’nun verdiği izzet, hiçbir fırtınada devrilmeyen bir sığınaktır.

Bir kalbin en büyük ziyneti imandır. 
Fakat iman, davranışla taçlanınca güzelleşir.
İnanmak bir adım, yaşamak ise uzun bir yoldur.

Bu yüzden bu kul da duayı şöyle eder:

“Başımızı eğdirmeyecek bir iman, o imanın izinde yürüyen amel ver…”

Çünkü iman, hayata yön veren pusuladır; amel ise o yolda yürüyen ayak izleri…

Günümüz dünyasında gösteriş çok, samimiyet az. 
İnsan neyi niçin yaptığını bazen unutur.
İşte tam burada ihlâsa ihtiyaç duyarız:
Yaptığımız her şeyi sadece Allah rızası için yapabilmek…
Önemli olan bu değil mi?

Ve ihsan…
Yani Allah’ı görüyormuşçasına bir bilinçle yaşamak.

Ve bu bilinçle bu kul şöyle niyaz eder:

“Kalbimizi arındıran ihlâs, gönlümüzü güzelleştiren ihsan ver…”

Her insanın yürüdüğü yol dikenlidir. Dünyada nimet de var, imtihan da…
Bazen yoruluruz, bazen vazgeçmenin eşiğine geliriz.

Bu yüzden benim duam şöyle yükselir:

“Yolumuzu diri tutan sebat, adımlarımızı yücelten aliyyet ver…”

Sebat, düşsek de kalkmayı öğretir.
Aliytet ise, insanın niyetini ve hedefini yüceltir.

Saadet arayan insan sayısızdır ama gerçek saadeti bulabilen çok azdır.
Çünkü saadet, imanın gölgesinde büyür.
Sıhhat ise insanın tüm nimetlere tutunabilmesi için bir şarttır.

Bu yüzden bu kul şöyle niyaz eder:

“Bedenimize sıhhat, hanemize saadet, günlerimize esenlik, gecelerimize sekinet indir Ya Rab…”

Esenlik gündüzün ferahı, sekinet gecenin huzurudur.

Bir toplumun temeli iyi ahlaktır. 
Kötü ahlak çürütür, güzel ahlak onarır.
Aklıselim olmak insanı dengede tutar; merhamet ise dünyayı yaşanır kılar.

Hal böyle olunca da bu Kulun dili şöyle yakarır:

“Huylarımızı güzel ahlak ile donat, kalbimize aklıselimlş olmayı , ellerimize merhamet ver…”

En değerli dua belki de budur…
Çünkü hayat sınırlı, yol kısa, nefes sayılı…

Ve her kulun gönlündeki en büyük temenni şudur:

“Ömrümüzü güzel kıl, son nefesimizi daha güzel…”

Ardından yürekten bir “Âmin” gelir…
Gök ile yer arasında süzülen bir kabul umudu ile.

Ettiğimiz duaların ömrümüzü güzelleştirmek dileğiyle.

—Şahin Avcı ''Söz biter, Yankısı kalır.''

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ